Metin YAZICI
Yüzünüze gülen, arkanızdan demediğini bırakmayan içten pazarlıklı insanlar vardır.
Dost görünürler ama aslında sizi çekemez, başarılarınızı kıskanır, küçümserler.
Çıkarları söz konusu olduğunda yakınlık kurarlar, sempatik olurlar ama çıkarları yoksa sizi dikkate bile almazlar. İyi gün dostudurlar.
Sokakta yürürken yere tükürürler, çöp atarlar ama lafa gelince çevrecidirler. Bu konularda fetva verirler; ‘Eğitim Şart’ derler.
Evlerinde eşlerine kaba davranırlar, dışarıda ‘kibarlık budalası’ denilebilecek kadar incelirler. El iyisidirler…
Ellerini ceplerine attıkları görülmez ama konuşurken; yardımlaşma, fedakârlık filan gibi konularda mangalda kül bırakmazlar
Borç aldıklarında bir türlü geri vermezler ama dürüstlükten dem vurmaktan da geri kalmazlar.
Kolaylıkla ve ardı ardına yalanlar sıralayabilirler ama ‘En sevmediğim şey yalandır’ hatta ‘Yalanım varsa iki gözüm çıksın’ derler.
Herhangi bir becerileri, başarıları yoktur ama hayat dersi vermeye bayılırlar.
Yeri gelir vatan - millet - sakarya, yeri gelir din – iman onlardan sorulur ama içinde bulundukları topluma en küçük bir faydaları olmaz.
Bulundukları yere, ortama, şartlara göre şekilden şekle girerler ama ‘Çizgimi asla bozmam’ diye övünürler.
Bencillik abidesi gibidirler. Kendi menfaatleri söz konusu olduğunda gözleri başka bir şey görmez, akıllarına ‘karşı taraf’ gelmez ama sık sık paylaşmaktan, adaletten, insanlıktan, doğruluktan, erdemden bahsederler.
Özleri ve sözleri bir değildir yani.
Etrafınıza, ilişki içinde olduğunuz insanlara şöyle bir bakın – değerlendirin bakalım.
Şüphesiz bir çoğunuzun okulda, işte, mahallede, oturduğu apartmanda, içinde bulunduğu dernekte, siyasi partide, haşır - neşir olduğu bu tip insanlar vardır.
Geçen gün bir dostum anlattı.
“Beni gördüğünde iltifatlar eder, aşırı yakınlık gösterirdi. Ben de ona hep iyi davranmışımdır. Ne zaman zorda kalsa, maddi - manevi yardımına koşmuşumdur. En yakın arkadaşıma beni kötülemiş. Hakkımda olmadık laflar etmiş. Ama sanki, benim için o lafları eden kendisi değil. Halen oynamaya devam ediyor. İkiyüzlüymüş. Aynı ortamı paylaşmak zorundayız. Bu yüzden canım çok sıkkın.”
Benim de arkadaş ortamı içinde birlikte olduğum böylesi tipler hep olmuştur. Halen de mevcuttur elbet. O yüzden, iki yüzlü arkadaşından dolayı duyduğu rahatsızlığı ifade eden dostumun duygularını paylaşabiliyorum.
Damdan düşenin, halinden, damdan düşen anlar ya öyle bir şey…
Bana; “Sence ne yapmalıyım?” diye sordu.
‘Sana biraz tuhaf gelebilir ama ben senin yaşadıklarının benzerini yaşadığımda, o şahıstan ilhamla bir şiir yazmıştım. Sonra da onu kendisine okumuştum. Sana da vereyim, sen de ona oku’ dedim.
“Nasıl bir şiir. Oku bakayım…” sözleriyle istekte bulununca, sizlerle de şimdi paylaşacağım ‘İKİNCİ NÜSHA’ adlı bu şiiri döktürüverdim!
Ben senin yüzünün / İkinci nüshasını seviyorum / Herkese şirin, herkese güler yüzlü, merhametli / Ben senin yüzünün / İkinci nüshasını seviyorum / Çiçek veren, dost, güvercinli. / Ben senin yüzünün / İkinci nüshasını seviyorum / Koruduğun, süslediğin, özenli / Ben senin yüzünün / İkinci nüshasını seviyorum / Fırtınalarda bile dingin, güvenli. / Gerçek yüzün de böyledir - değildir / Yok önemi. / Ben senin yüzünün / İkinci nüshasını seviyorum / Sakın, aptal olduğumu zannetme emi..
Şiir bitince sıkıntısını paylaştığım dostumla epey gülüştük.
“Peki o ne yaptı, ne söyledi?” diye merakla sordu tekrar.
Ne olacak dedim. ‘Ya Metin eline - kalemine sağlık. Muhteşem bir şiir olmuş’ dedi…
Umarım böylesi durumlarda, sizin de okuyabileceğiniz bir şiir vardır.
Yoksa, benimkini kullanabilirsiniz…